Cole ile Robbie adam alıp satma fikri üzerine yoğunlaşmışlarken Elizabebişth sisteme erişmeyi deneyebileceğini ancak o esnada birilerinin polisleri oyalaması gerektiğini söylemişti. Robbie bu konuya gönüllü olmuş Cole da hack yeteneklerinden bahsetmişti. Hazel gözlerini devirdi. "Hack denince burada tek kişi akla gelir tamam mı?" Saçını savurdu artist artist. James ise ciddi bir tonda karıyı Hazel'ın bulması gerektiğini söylemişti. "Ya ben niye buluyorum elin Meksikalı karısını ya?"
Tam o esnada ışıklar gidip gelmişti. Dışarıda bir gürültü oldu. Sniper lazerinin üzerinde gezinmekte olduğunu fark etti. "Haydaaa bi' bu eksikti." Çok umursamaz bir tonda söylemişti bunu sanki saniyeler içinde can vermezmiş gibi. Robbie korkuyla çığlık atmış, Cole tezgahın arkasına saklanmış, James de hemen eline silah almıştı. "Cesur doktorum işte benim be! Götlerinden kan al onların." Fikir güzel olsa da barın önündeki araç sesleri bir bir artmıştı. James ona iki seçenek vermişti. Ya burada kalıp barı savunacaktı ya da gidip Ramirez'i bulacaktı. Kırmızı lazer omzunda gezinirken omuzlarını silkti. "Yav sikmişim Ramirez'ini ya of!" James, John'a sitem ederken John pişmiş kelle gibi gülmüştü. Sonraki söylediği daha komikti ama. Güçlerini kullanırmış. Hazel kahkaha attı herkesle birlikte. "Şen güşlerini mi kullancan şeeen!"
Günlük John zorbalama dozunu da aldıktan sonra kollarını sıvadı. "Ben vatanımı savunur gibi savundum bu barı yıllarca." Üzerindeki ceketi çıkarıp bir kenara fırlattı. Ellerini teslim olmuş gibi yukarı kaldırarak barın önüne koşacaktı. "HERKES İŞİNİ GÜCÜNÜ BIRAKIP BANA BAKSIN!" Üzerindeki bluzu yukarı kaldırarak çıplak memelerini gösterecekti. "FLASH!" Sonra da ilk göz teması kurabildiği adamı hackleyerek onu kullanacaktı ya da ellerindeki teknolojik silahlara sızmayı deneyecekti. Artık hangisini önce yapabilirse. Kaos bebeğim.
Tam o esnada ışıklar gidip gelmişti. Dışarıda bir gürültü oldu. Sniper lazerinin üzerinde gezinmekte olduğunu fark etti. "Haydaaa bi' bu eksikti." Çok umursamaz bir tonda söylemişti bunu sanki saniyeler içinde can vermezmiş gibi. Robbie korkuyla çığlık atmış, Cole tezgahın arkasına saklanmış, James de hemen eline silah almıştı. "Cesur doktorum işte benim be! Götlerinden kan al onların." Fikir güzel olsa da barın önündeki araç sesleri bir bir artmıştı. James ona iki seçenek vermişti. Ya burada kalıp barı savunacaktı ya da gidip Ramirez'i bulacaktı. Kırmızı lazer omzunda gezinirken omuzlarını silkti. "Yav sikmişim Ramirez'ini ya of!" James, John'a sitem ederken John pişmiş kelle gibi gülmüştü. Sonraki söylediği daha komikti ama. Güçlerini kullanırmış. Hazel kahkaha attı herkesle birlikte. "Şen güşlerini mi kullancan şeeen!"
Günlük John zorbalama dozunu da aldıktan sonra kollarını sıvadı. "Ben vatanımı savunur gibi savundum bu barı yıllarca." Üzerindeki ceketi çıkarıp bir kenara fırlattı. Ellerini teslim olmuş gibi yukarı kaldırarak barın önüne koşacaktı. "HERKES İŞİNİ GÜCÜNÜ BIRAKIP BANA BAKSIN!" Üzerindeki bluzu yukarı kaldırarak çıplak memelerini gösterecekti. "FLASH!" Sonra da ilk göz teması kurabildiği adamı hackleyerek onu kullanacaktı ya da ellerindeki teknolojik silahlara sızmayı deneyecekti. Artık hangisini önce yapabilirse. Kaos bebeğim.





